
Pankreas kanserlerinin çoğunu (%90) pankreas kanalından köken alan adenokanserler oluşturmaktadır. Bu tip kanserlerin ancak %15-20 kadarı tanı konduğu zaman cerrahi yapılabilir durumdadır. Bu yazıda ilk etapta ameliyatın uygun olmadığı %80-85’lik hasta grubunu kimler oluşturuyor ve bu hastalarda ne gibi tedaviler uyguluyoruz anlatmaya çalışacağım.
Kabaca iki grup pankreas kanserli hastada ameliyat ilk tercih değildir;
Pankreas kanserinin metastazları sıklıkla karaciğeri, karın zarını (periton),akciğeri ve daha az olmak kaydı ile kemikleri tutar. Böyle ilerlemiş hastalığın bulguları şunlardır;
Sadece muayene ile bu kararı vermek mümkün değildir. Kan tetkikleri bu konuda yetersiz ve tanı koymaktan uzaktır. Görüntüleme yöntemleri çok önemlidir;
Karaciğer, karın zarı (peiton),omentum (karın içindeki yağlı örtü) ve karın dışı herhangi bir organa metastaz yapmış hastalar kategorik olarak “unresectable” (cerrahi olarak çıkartılamayacak) olarak kabul edilir.
Günümüzde sadece karaciğere sınırlı (göreceli olarak kolay çıkartılabilir, yani hastaya ciddi ek bir cerrahi travma yüklemeyecek) bir-iki küçük karaciğer metastazı bulunduğunda pankreastaki kitle de usülüne uygun olarak çıkartılabiliyorsa deneyimli ellerde karaciğer metastazektomisi yapılmasını öneren görüşler sıklaşmıştır. Burada altı çizilmesi gereken nokta ameliyattan önce radyolojik olarak ve ameliyat sırasında cerrahın yaptığı değerlendirmede başka hiçbir odağın olmaması gerektiğidir. Yani hem çok ciddi bir pankreas ameliyatı ve beraberinde karaciğerden bir parçayı çıkartıp hem de geride tümör bırakmak hastaya hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Lokal olarak “unresectable” Kabul edilen pankreas kanserlerinde sorun genellikle komşu damar tutulumudur. Burada pankreasa komşuluğu olan üç hayati damar vardır.
Bu damarların tutulum şekli ve oranı hakkında tüm dünyanın kabul ettiği genel bir standart yoktur. Pankreas kanseri ameliyatı yapan cerrahın deneyimi arttıkça bazıları için ameliyat edilemez olan kitle – damar ilişkisi diğer bir vcerrah için belirli riskler kabul edildiği taktirde ameliyat edilebilir sınıfına girebilir. Kabaca SMA ve celiac trunkusun yarıdan fazlası (>180o) tümör tarafından sarılmışsa, SMV tamamen tümörle tıkanmışsa veya SMV-portal ven birleşim yeri alltan ve üstten rekosntrüksiyona müsade etmeyecek kadar tümör tarafından tutulmuşsa bu hastalar “unresectable” kabul edilir. Burada amaç geride gözle görülür, elle tutulur bir kitle bırakmamak ve karaciğerin ile bağırsakların kan dolaşımını bozmamaktır.
Amerika Birleşik devletlerinde kanserle ilgili ulusal bir yapı olan NCCN’e göre “unresectability” kriterleri şöyle tanımlanmıştır (benzer kriterler Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneği krişterleri için de geçerlidir);
Pankreasın baş ve unsinat proçes kısmı için;
Pankreasın gövde ve kuyruk kesimi için;
Pankreastaki herhangi bir yer için;
Bu tanımlamalara cerrahi ekibin deneyimi ve tümör tuttuğu alanın özelliğine bağlı olarak “sınırda (borderline) rezektabl” ve “potansiyel olarak rezektabl” şeklinde de ekler getirilmiştir.
Temelde bu hastalıkta en etkin tedaviş cerrahi ile sağlanabildiği için hasta açısından emniyetli tarafta kalınabiliyorsa ceerahiyi zorlayalım mantığı her geçen gün sınırları genişiletmektedir. Bu konuda günümüzde yaşana sıkıntı yapılan ameliyatların kesin sonuç çıkartmak için yeterli sayıda ve standart olmamasından kaynaklanmaktadır.
“Yani bir ameliyatın yapılabilir olması onun yapılması gerektiği anlamına gelmemektedir“
Bu konuda herkesin kabul ettiği tek bir uzlaşı (konsensus) kararı yoktur.
Genel eğilim böyle durumlarda hastaya kemoterapi başlamaktır. İlk aşamada radyoterapi veya kemoradyoterapi tercih edilmemektedir. Eğer hastada saptanan genetik bazı özellikler varsa buna göre “akıllı ilaç tedavileri” (targeted therapy) uygulanabilir.
Bu durum söz konusu değilse bu kez hastanın genel durumuna bakılır, iyi olan hastalarda FOLFIRINOX kombinasyon tedavisine başlanır. Eğer genel durumu ek hastalıklar nedeniyle sınırlı ise o zaman FOLFOX kombinasyon tedavisi düşünülür. Hasta tolere ederse sonraki kürlerde belki irinotecan eklenir. Seçilmiş hastalarda gemcitabine veya paclitaxel de eklenebilir. Bu seçenekleri çeşitli ajanlarla uzatmak mümkündür.
Bu tedaviye bir yanıt alındığı taktirde kemoradyoterapi ile devam etmek bir seçenek olabilir.
Bundan sonraki süreçte görüntüleme yöntemi ile tedaviye yanıt verdiği düşünülen her hastan ın cerrahi ile çıkartılabileceğini düşünmek doğru değildir. Iyi yanıt verdiği düşünülen hastalardaki doğru plan hastanın ameliyata alınıp cerrahın ameliyattaki değerlendirmesine göre karar vermesidir.
Bazı seçilmiş hastalarda IRE (irreversible electroporation) (ameliyat sırasında kitleye yerleştirlen özel iğnelerle sayesinde bir çeşit elektrik akımını verme) yöntemi uygulanabilir. Bu yöntem kanser hücrelerinin kendi kendini öldürmesini tetikleyerek (apopitozis) hastalığı ameliyat edilebilir noktaya taşıyabilir. Ama sonuçları kesin değildir ve kendine has komplikasyonları olabilir.
Bu grup hastada kemoterapi protokolleri değiştirlerek daha iyi yanıt aranır, hastanın daha konforlu bir hayat sürmesi için beslenmesi desteklenir, varsa ağrısı ve sarılığı için girişimsel radyolojik yöntemler uygulanır)
Kanserin yerleşim yerine göre hastalık ilerledikçe çıkabilecek sorunlar şunlar olabilir;
Pankreas kanserinde sarılık iki sebeple ortaya çıkar;
Sarılık hem sistemik etkileri hem de kemoterapiyi olumsuz etkilemesi nedeniyle çözülmesi gereken bir sorundur. Ayrıca uzun süre tedavi edilmez ise safra yolu iltihabı yaparak hayati tehlikeye yol açar.
Tıkanmaya bağlı sarılıkta ultrasonografi eşliğinde safra kesesinin içine ya da daha sıklıkla karaciğer içindeki safra yolarına konacak bir kateter sorunun palyasyonunda (kesin ve kalıcı olmayan ama hastanın şikayetlerini hafifleten tedavi şekli) çok işe yarar.
Safra dışarı alındığı için hastada elektrolik dengesizliği doğacaktır bu kontrol edilip eksikler yerine konmalıdır. Bunun için pratik uygulama ağızdan beslenebilen hastalarda kateter ile boşaltılan safra kadar soda içmek şeklindedir. Tıkanma sarılığı olan hastalar yağda çözünen vitaminleri de (A, D, E ve K vitaminleri) bağırsaktan ememeyecektir. Bunlar desteklenmelidir. K vitamin eksikliği kanamaya eğilimi arttırır. Bazı hastalarda safra yoluna konan kateter on iki parmak bağırsağına ilerletilebilir, bu sağlanırsa hastanın safra kaybı olmaz, fizyolojik yol kullanılmış olur ama bu oldukça nadir gerçekleşir.
Safra yoluna konan kateter aynı zamanda safra yolu enfeksiyonunun da tedavisinde önemli bir yere sahiptir.
Sarılık yaygın karaciğer metastazına bağlı ise bu durumda yapabilecek şeyler çok sınırlıdır.
Bu konuda ilk tercih “algoloji”dir (anestezinin ağrı palyasyonu ile ilgilenen dalı). Tıbbi tedavinin işe yaramadığı durumlarda girişimsel radyoloji ağrı duyusunu ileten pankeas çevresindeki sinirleri alkol enjeksiyonu ile tahrip ederek palyasyon sağlayabilir. Kemik metastazına bağlı ağrılarda radyoterepi işe yarayabilir.
Ağrı, pankreatik kanal tıkanıklığına bağlı gelişen pankreas iltihabı (pankreatiti) ile olduysa o zaman pankreas salgılarını azaltacak tıbbi tedavi ve gerektiğinde antibiyotik ile tedavi denenir.
Pankreas kanseri mide çıkışını, on iki parmak bağırsağını, kalın bağırsağın komşu bölgesini ve nadiren herhangi bir ince bağırsak segmentini tutarak tıkanıklığa yol açabilir. Prensip olarak tıkanıklığa yol açan kitle çıkartılamadığına göre bu tıkanıklığın öncesindeki bağırsak ile sonrasını birbirine ağızlaştırmak sorunu çözecektir. Ama bu strateji her hastada mekanik olarak mümkün olmadığı gibi bazen hastaların genel durumu da buna müsade etmez. Hastanın burnundan yerleştirilen sürekli bir hortumla midede biriken sıvıyı boşaltmak konforsuz bir uygulamadır. Bu nedenle tıkanma yeri uygun olan hastalarda girişimsel radyolojinin cilten geçip mideye bir katater koyması ve hastaya damardan besin takviyesi yapmak en sık uygulanan yöntemdir.
Kanamanın sebei strese bağlı mide ya da on iki parmak bağırsağı ülseri ise endoskopi ile ülsere ulaşıp kanamayı durdurmak mümkün olabilir. Aksi taktirde girişimsel radyolojinin anjiografik yolla kanamayı bulup durdurması denenir. Bu da işe yaramıyorsa ve kanamanın yeri bir şekilde bulunabildiyse ameliyata alınıp elden gelen yapılmaya çalışılır.
Sevgili Gökhan hoca ile Haziran 2022'de sol göğsümde tespit edilen kitle sebebiyle tanıştım. İlk muayenede güven veren pozitif kişiliği, güleryüzü yaşadığım ürkütücü olayı katlanır{...}
09.05.20232009 yılından itibaren kontrol altında olduğum tiroid nodül'üm 2011 yılında uyarı vermeye başladı. Aile öykümde kanser vakası olması nedeniyle korkum ve endişem üst düzeydeydi. Dah{...}
28.04.2023Sizinle tanışmama kızım Ebru vesile oldu. İyiki de olmuş. Bağırsak ameliyatımı siz yaptınız. Üstünden yıllar geçti hiçbir şikayetim olmadı. Çok teşekkür ederim Allahım sizin gibi d{...}
28.04.2023