BESA Kule A Blok Kat: 6 Numara: 21 Ankara
  1. Türkçe
  2. English
+90536 586 6627
Prof. Dr. Gökhan MorayGenel Cerrahi UzmanıMenü

En Tehlikeli Karaciğer Hastalıkları

En Tehlikeli Karaciğer Hastalıkları

Karaciğer nedir?

Karaciğer insan vücudundaki en büyük solid (içi dolu, böbrek, dalak, pankreas, tiroid gibi) organdır. Vücut ağırlığımızın yaklaşık %2’si karaciğerdir. Herhangi bir anda vücuttaki kanın yaklaşık %13’ü karaciğer dokusundadır.

Karaciğerin görevleri nelerdir?

Karaciğer vücudun metabolik orkestra şefidir. Mide ve bağırsak sisteminden sindirim ürünlerini taşıyan kan portal ven aracılığı ile doğrudan karaciğere gelir. Karaciğer bu kanı işler, besin maddelerini parçalar, dengeler ve bazılarını sentezler, ilaçları daha kolay kullanabilen ve zehirli olmayan formlarına dönüştürür.

Karaciğerin beş yüzden fazla hayati fonksiyonu olduğu gösterilmiştir. İyi bilinenler şöyle sıralanabilir;

  • Safra üretir, safra hem ince bağırsaktan yağ emilimini hem de çeşitli pigment ve yıkım ürünü artıklarının vücuttan atılmasını sağlar.
  • Kanın sıvı kısmı olan plazma (serum) için çeşitli proteinleri sentezler
  • Kolesterol ve yağların vücutta taşınmasını sağlayan bazı proteinleri sentezler
  • Kandaki şekeri (glukoz) depo formu olan glikojene çevirir. Böylece hem fazla şeker depolanmış hem de kan şekeri düzenlenmesine katkı sağlamış olur.
  • Proteinlerin yapı taşı olan amino asitlerin kan düzeylerini ayarlar.
  • Kırmızı kürelerdeki demirin kullanımı için hemoglobini işler. Karaciğer demir depolar.
  • Zehirli olan amonyağı üreye çevirir. Üre proteinlerin son yıkım ürünüdür ve idrarla vücuttan atılır.
  • Kandaki ilaç ve diğer zehirli maddeleri temizler
  • Pıhtılaşmayı düzenler
  • Kan dolaşımındaki bakterileri temizler ve bağışıklık faktörlerini üreterek enfeksiyonlara karşı direnç yaratır
  • Kırmızı kürelerdeki bilirubini temizler. Bilirubin yükselirse göz küreleri ve cilt sararır.
  • Karaciğerin yıkım ürünleri ya safra ya da kan yolu ile atılır. Safraya salınan atıklar dışkı ile vücuttan uzaklaştırılmış olur. Kana salınan atıklar da böbrekten idrar şeklinde uzaklaştırılır.

En Tehlikeli Karaciğer Hastalıkları Nelerdir?

  • Hepatit
  • Alkolik Karaciğer Hastalığı
  • Karaciğer Sirozu
  • Hepatosellüler Karsinom
  • Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD/NASH)
  • Hemokromatozis
  • Autoimmune Hepatit
  • Primer Biliyer Kolanjit

Karaciğer Hastalığı Belirtileri

Karaciğerin pek çok hastalığı vardır. Bu hastalıkların bir kısmı karaciğerin bazı fonksiyonlarını diğerleri de başka fonksiyonlarını ilk etapta bozar. Böylece karaciğer hastalığı olan herkeste aynı belirtileri görmek mümkün olmaz. Burada anlatacağımız belirtilerin bazıları birlikte görülürken, bazıları öne çıkıp tek belirtiymiş gibi algılanabilir.

Bazen de belirtilerin şiddeti hastadan hastaya değişir. Unutulmaması gereken bir başka nokta da bazı belirtiler karaciğer dışı hastalıklarda da görülebilmektedir. Bu nedenlerle aşağıda verilen belirtileri görülme sıklıklarına göre sıralamadığımızı ifade etmek gerekiyor. Belirtileri sıralarken karaciğer hastalığıyla birlikte daha sık görülen belirtileri önce açıklamaya çalıştım.

Karaciğer Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

  • Sarılık
  • İdrar renginde koyulaşma
  • Dışkı Renginde Açılma
  • Karında Sıvı Birikimi
  • Gastrointestinal Kanama
  • Bilinç Bulanıklığı, Kaybı
  • Ağız Kokusu (Halotozis)
  • Bulantı, kusma
  • Kaşıntı
  • Kitle
  • Karın ağrısı
  • Kilo kaybı
  • Vücutta morluklar
  • Ateş

Sarılık: Sarılık gözün sklera denilen beyaz kısmının (göz akı) ve ilerlemiş vakalarda cildin sararması halidir. Sarılık kanda yükselen bilirubin değerlerine bağlı olarak artar. Bilirubin safraya rengini veren pigmenttir. %90 oranında kanda ömrünü tamamlamış alyuvarların (eritrosit) parçalanması ile açığa çıkan hemoglobulinin yıkımı sonunda açığa çıkar. Suda erimeyen bilirubine, indirekt (unkonjuge) bilirubin denir. Kanda ancak albümine bağlı olarak dolaşabilir, toksiktir, beyinde birikerek özellikle çocuklarda kernikterus’a yol açar. İndirekt bilirubin karaciğerde işlenerek direkt (konjuge) bilirubine dönüştürülür. Direkt bilirubin, indirekte oranla daha az toksiktir. Direkt bilirubin safra ile bağırsağa atılır, bağırsakta bakteriler tarafından dışkıya rengini veren sterkobilinojene çevirir. Çoğu atılan sterkobilinojenin azı emilir, karaciğerde tekrar direkt bilirubine konjuge edilir. Kandaki direkt bilirubin fazlası idrarla ürobilinojen olarak atılır.

İdrar renginde koyulaşma: Kanda direkt bilirubini arttıran bir tablo varsa idrarla atılan urobilinojen yükselir ve idrar rengi koyulaşır. Hasta tarafından “idrarda kan” varmış gibi ya da “çay” gibi diye tariflenir. Bu tür bir tablo hastada indirekt bilirubinin direkte çevrildiği ama bir şekilde bağırsaklara atılamadığı durumların habercisidir (biliyer atrezi, primer sklerozan kolanjit, siroz, gebelik, oral kontraseptif kullanımı, safra yolu tıkanıklıkları, bazı ilaç yan etkileri, bazı enfeksiyonlar ve bazı ailesel geçiş gösteren hastalıklar gibi)

Dışkı Renginde Açılma: Dışkıya rengini veren sterkobilinojen dışkıda bulunmazsa, yani direkt bilirubin bağırsağa geçemezse bu durum ortaya çıkar. Tıbbi adı “akolik gaita”dır. Dışkı rengi krem-beyaz gibidir. İdrar renginde koyulaşma ile birlikte olur ve onunla aynı durumlara bağlıdır.

Karında Sıvı Birikimi: Karın en sık gaz nedeniyle şişer. Kendini iyi değerlendiren hastalar da bunun ayrımını yapabilir. Karaciğer hastalığı özellikle de kronik karaciğer yetmezliği olan hastalardaki karın şişkinliği ise karında sıvı (asit) birikmesine bağlıdır. Bu tıp öğrencilerine anlatılırken “kurbağa karnı gibi” diye tanımlanır. Muayene ile asitin, gaz şişkinliğinden ayrılması kolaydır. Ayrıca karın içini görüntüleyen tüm radyolojik tetkiklerde karın içindeki sıvıyı ve miktarını tespit edebiliriz. Karında sıvı birikimi iki sebeple olur.

Karaciğer kanın serum kısmı olan plazma için proteinler üretmektedir. Karaciğer hastalığı ilerledikçe bu fonksiyonları azalır, kandaki protein azalınca damar içinde su tutmak zorlaşır. Suyu damar içinde tutan önemli faktörlerden biri olan protein az ise su damarlardan vücut boşluklarına ve dokulara kaçar, bu da karında çok az olan sıvı miktarını arttırır. İkinci sebep karaciğer hastalığı siroza yol açınca karaciğer dokusu yumuşaklığını kaybeder.

Karaciğere ulaşan kan karaciğerin dokusu içinden bir dirence karşı geçmek zorunda kalır ve bu nedenle damarda fazla gelen su karın içine sızar. Bu sıvı arttıkça karın duvarındaki zayıf noktalardan ama özellikle göbek deliğinden fıtık oluşumu görülür.

İleri vakalarda bu fıtık üzerindeki cildin dolaşımı bozulup açılabilir, ani, hayatı tehdit edebilecek sıvı kaybına yol açabilir. Bu aşamaya gelmiş karaciğer hastalarında kalıcı bir tedavi (karaciğer nakli) yapılmadan karın içindeki sıvı kaybolmaz. Tıbbi tedavi ile bile bu sıvı zor kontrol edilir. Karın içi basınç arttığı için yapılacak fıtık onarımları tekrarlamaya eğilimlidir.

Artmış karın içi basınç hastanın göğüs boşluğu hacmini azaltarak solunum sıkıntısı da yaratır. Bu gibi hastalarda eskiden karaciğer nakli yapılamadığı için damarlardaki basıncı (portal hipertansiyon) düşürmek için toplar damarlar arasında şant ameliyatları /iki damar arası yeni bir bağlantı yaratmak) yapılırdı.

Hem bu ameliyat sonrası yaşanan komplikasyonların sık olması hem de çok işe yaramayışı nedeniyle günümüzde girişimsel radyolojinin damardan girerek yaptığı bir çeşit şant işlemi (TIPSS “transjugular intrahepatic portosystemic shunt”) ile kontrol edilmektedir. Bu işlemin de kendine has komplikasyonları olabilir ama hem cerrahi travmadan kurtulmuş olur, hem ileride yapılabilecek karaciğer nakli ameliyatı öncesi karın içi karışmamış olur hem de gerektiğinde işlem tekrarlanabilir.

Gastrointestinal Kanama: Karaciğer hastalarında mide bağırsak sistemi içine kanama olması kendini “kahve telvesi” (hematemez) gibi kusma ya da “melena” olarak tanımlanan siyah, katran gibi, cıvık, pis kokulu ve zor temizlenen dışkı ile gösterir.

Kanamanın şiddetine göre hastada tansiyon düşüklüğü (hipotansiyon),nabzı hızlanması (taşikardi),terleme, bilinç bulanıklığı da eklenir. Bu kanama hızla müdahale edilmediği taktirde ölümcül olabilir. Kanama hızı arttıkça kusma parlak kırmızıya, dışkı vişne çürüğü rengine dönecektir. Sebebi çoğunlukla karaciğerin sertleşmesine bağlı olarak karaciğere kan getiren damar tansiyonunun artmasıdır (portal hipertansiyon).

Portal hipertansiyon karın içindeki tüm toplar damarlara yansır, daha önce olmayan yerlerde karın içindeki kanın kalbe iletilebilmesi için yeni damarlar ortaya çıkar (kollateral damarlar),olanlar da genişler (varisleşir). Bunların bir kısmı kendini ciltte örümcek ağı gibi yüzeysel damarlar şeklinde gösterir. Yemek borusu (özefagus) ile midenin birleştiği yerde gelişen “özefagus varisleri” delinip yüksek debili kanamaya yol açabilir.

Kronik karaciğer hastalarında karaciğerin pıhtılaşmayı sağlayan faktör üretimi de bozulduğu için hastanın kanamayı durdurma kapasitesi de zayıflamıştır. Bu hastalarda endoskopik yöntemlerle varis kanaması durdurulmaya çalışılır. Uygun hastalarda acil şartlarda yapılan IPSS işe yarayabilir.

Çaresiz kalınan durumlarda cerrahi olarak kanama durdurulmaya çalışılır ama bu oldukça sıkıntılı ve faydası kesin olmayan bir yöntemdir. Kanama sadece özefagus varislerinden değil gastrointestinal sistemin her yerindeki damar problemlerinden olabilecektir. Hem kanamanın yerini bulmak hem de gerekli tedaviyi sağlamak için girişimsel radyoloji yöntemleri çok işe yaramaktadır.

Bilinç Bulanıklığı, Kaybı: Kronik karaciğer hastalarında karaciğer fonksiyonları bozuldukça pek çok sorun kanda bazı maddelerin artışına yol açar. Bunlardan bazıları hastanın bilinç durumunu bozmaya hatta tamamen kapatmada etkilidir. En çok üzerinde çalışılanlardan birisi proteinlerin yıkım ürünü olan amonyaktır. Bunun dışında triptofan bağırsak bakterilerince sentezlenen GABA ve endojen opioidler de bunda sorumludur. Bu durum hem akut karaciğer yetmezliklerinde hem de sirozda görülebilir. Ortaya çıkan tabloya “hepatik ensefalopati” denir. Kompanze seyreden bir siroz hastasında bu durumun ortaya çıkması ya karaciğerdeki rezervin bitmek üzere olduğunu ya da hastanın genel durumunu bozacak enfeksiyon gibi tetikleyici bir durumun araya girdiğini gösterir. Her şartta tıbbi tedavi ile tablo düzeltilmeye çalışılır bir an önce karaciğer nakli yapılmalıdır. Aksi taktirde beyin fonksiyonları geri dönmez hasarlı kalabilir.

Ağız Kokusu (Halotozis): kanda yükselen amonyak düzeyi hastanın ağzının özel bir şekilde kokmasına neden olur. Beraberinde bilinç bulanıklığı sıktır.

Bulantı, kusma: kanda biriken çeşitli toksik maddeler hastada bulantı ve kusmaya yol açar.

Kaşıntı: Safra yollarını etkileyen iltihabi ve tıkayıcı olaylar kanda safra tuzlarının birikimini arttırarak vücutta yaygın kaşıntıya yol açar. Kaşıntı belirli bir noktada değil her yerdedir. Safra yollarındaki problem tedavi edilmeden geçmez. Çok can yakıcı bir şikayettir, uyku uyutmaz, geceleri daha şiddetlenir, kaşıntıdan her yeri yara olur. Cilt kuruluğunu azaltmak, çeşitli ilaçlarla destek vermek sorunu hafifletebilir.

Kitle: Karaciğer tümörleri, bazen kist hidatik (köpek kisti),bazen piyojenik karaciğer apsesi kendini ele gelen bir kitle olarak gösterebilir.

Karın Ağrısı: Karaciğer yüzeyindeki peritonu (Glisson kapsülü) geren her şey ağrı yapacaktır. Üzerine dokununca artan ağrı genellikle iltihabi olayları düşündürmelidir.

Kilo Kaybı: Karaciğer hastalarında kilo kaybı çeşitli nedenlere bağlıdır. Bulantı ve kusma iştahı keser yemek yiyemez. Kanser varsa yüksek kanser metabolizması vücudun tüm enerjisini tükettiği için hasta pozitif dengeyi kuramaz sürekli depolarından yer. Protein üretiminin yapıtaşları aminoasitler karaciğerin kontrolü altındadır karaciğer hastaysa bu mekanizma bozulur ve protein üretimi düşer. Patolojik kilo kaybının tanımı son altı ay içinde vücut ağırlığının %10’dan fazlasını kaybetmektir.

Vücutta Morluklar: Karaciğer pıhtılaşma için gereken proteinleri sentezler. Karaciğer hastalığının şiddetine bağlı olarak bu proteinlerin üretimi azalır. Bir de portal hipertansiyona bağlı olarak dalak büyüyüp kandaki trombositleri yok etmeye başlarsa (hipersplenizm) pıhtılaşma için hücresel faktör de zayıflamış olur. Böylece en ufak bir travmada cilt altında kanama ve buna bağlı morluklar (ekimoz) oluşur. Bazen tablo o kadar ağırlaşır ki hasta hapşırsa kas arasına kanama olur

Ateş: Karaciğerin bakteri ve amiplerle oluşan apselerinde, iltihaplanmış kist hidatikte (köpek kisti) ve safra yollarının enfeksiyonlarında yüksek hatta titremeli ateş olur. Bazı büyük karaciğer tümörlerinde de tümöre bağlı enfeksiyöz olmayan ateş görülebilir.

Bunlar dışında halsizlik, yorgunluk, depresyon, ellerde titreme gibi pek çok durumla ilişkilendirilebilecek şikayetler de sorgulandığında bulunabilir.

Güncelleme Tarihi: 25.10.2023
Prof. Dr. Gökhan Moray
Editör
Prof. Dr. Gökhan Moray
Genel Cerrahi Uzmanı
Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.
Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.
Yorumlar

Yorumlar
Prof. Dr. Gökhan Moray Hakkımdaİletişim İletişim Whatsapp
Prof. Dr. Gökhan MorayProf. Dr. Gökhan MorayGenel Cerrahi Uzmanı
+90536 586 6627
+90536 586 6627
Web sitemizin kalitesini artırmak ve istatistikler oluşturmak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Devam etmeniz halinde çerez kullanımına izin verdiğinizi kabul edeceğiz.
Kapat